Sendika
Eğitim Bir Sen'den Çözüm Önerileri
Memur-Sen Genel BaşkanıAhmet Gündoğdu, bir basın toplantısı düzenleyerek, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu..
19 Kasım 2008 02:40
Eğitim Bir Sen'den Çözüm Önerileri


Eğitim Bir Sen'in Açıklaması...

Ahmet Gündoğdu, Denizli Şubemiz’in İl Dîvan Kurulu öncesinde bir basın toplantısı düzenleyerek, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Krizi, ‘ABD ve işbirlikçilerinin Irak ve Afganistan’ı işgalinin ve finans aktörlerinin doymak bilmez hırsının ürünü’ olarak nitelendiren Gündoğdu, Memur-Sen Ar-Ge biriminin yaptığı incelemeye atıfta bulunarak, şöyle devam etti:

“ABD ve işbirlikçi ülkeler Irak ve Afganistan işgaline bugüne kadar bütçelerinden 2 trilyon doları aşan bir mali kaynak aktarmışlardır. Yaşanmakta olan ABD kaynaklı krizin durdurulması ve etkilerinin azaltılması amacıyla merkez bankalarının ve hazinelerin finans sektörü ile reel sektöre aktardıkları kaynağın toplam tutarı da 2 trilyon dolar civarındadır. İşgaller için harcanan tutarla krizin sona ermesi için aktarılan tutar arasındaki eşitliğin tesadüfî olduğunu söylemek mümkün değildir. Rakamlar bize göstermektedir ki, ABD ve işbirlikçi ülkeler, Irak ve Afganistan’ın işgali için yaptıkları harcamaları, finans sektörünü kullanarak bütün insanlığa fatura etmektedirler. Bu çerçevede, ‘küresel krizi bitirmenin ön koşulunun, küreselleşme anlayışıyla makyajlanan emperyalist işgalleri sona erdirmek ve dünyanın bütününü saran bir demokratikleşme rüzgarı oluşturmak’ olduğunu ifade etmeliyiz.”

 Zamlar Geri Alınsın

Geçen haftalarda toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda, öncelikle vatandaşın bütçesini sarsar nitelikteki zamların geri alınmasını talep ettiklerini belirten Gündoğdu, “Bu talebimizin kısmen karşılandığını görmek sevindirici olmakla birlikte yapılan indirimler, petrolün varilinin 55 doların altına düşmesi gerçeğiyle paralellik göstermemektedir. Biz, indirimlerin doğalgaz fiyatlarını da kapsayacak şekilde devam etmesini bekliyor ve talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

 Çalışanların Vergi Yükü Azaltılsın

Gündoğdu, ekonomi alanındaki her olumsuzluğun öncelikle dar ve sabit gelirli çalışanların mağduriyetine neden olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

“Satınalma gücünün düşmesi ve Türk Lirası’nın beklenmedik düzeydeki değer kaybı, çalışanların gelirlerinde reel anlamda bir düşüş yaşanmasına neden olmuştur. Gerek bu kaybın telafisi gerekse adil bir vergilendirme yaklaşımının hayata geçirilmesi için, gelir vergisi oranları çalışanlar için 5 puan indirilmek suretiyle uygulanmalıdır. Diğer taraftan, vergi uygulamaları aracılığıyla krize karşı alınacak önlemler arasında, mutlaka lüks tüketim mallarına yönelik vergi oranlarının artırılmasına, temel ihtiyaç maddelerine yönelik vergi oranlarının indirilmesine yer verilmelidir. Krizle birlikte enflasyonun tırmanışa geçmesinin de etkisiyle maaşlarda meydana gelen reel kaybı telafi edecek şekilde, kamu çalışanlarının maaşlarına da zam yapılmalıdır.”

 İMF’ye İhtiyacımız Yok

İMF’nin, finansal krizi bahane ederek Türkiye ile yeni bir anlaşma yapmayı amaçladığını ifade eden Gündoğdu, “Bu, İMF’nin kuruluş amacına uygun bir yaklaşımdır. Ancak, siyasi irade bu ülkenin İMF’yle yapılan anlaşmalar nedeniyle yaşadığı sıkıntıları ve krizleri dikkate alarak, İMF’yi eli boş göndermelidir. İnsanlarımız, ülkemizin kendi imkân ve yetenekleriyle bu krizden yara almadan çıkacak güce sahip olduğu inancını taşımaktadır. Bu inancın doğru olmadığını ifade etmek anlamına gelecek biçimde İMF’yle anlaşma yapılmasını kabullenemeyiz. Yeni bir stand-by anlaşması imzalamak, İMF çevrelerince iddia edildiği gibi krizi zararsız atlatmamızı değil, aksine krizin ülkemiz açısından derinleşmesini sağlamaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır. Biz diyoruz ki, hiç kimse, ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etmek’ ilkesini esas alan İMF’nin, emeğimizi ve ekmeğimizi çalmasına tahammül etmemizi beklemesin ve istemesin. Önerimiz, çalışanları önemseyen ve önceleyen bir çalışma hayatı oluşturarak sadece mal ve hizmet değil, teknoloji de üreten bir reel sektörle, kendi imkân ve kabiliyetleriyle dünyanın sayılı ekonomilerinden biri olmayı hedefleyerek krizin etkilerinden korunmaktır” ifadelerini kullandı.

 Terörle Mücadele Modern Ordu İle Yapılmalı

Toplantıda, terör konusuna da değinen Gündoğdu, Türkiye’nin mali kaynaklarının büyük bir bölümünün son 30 yıldır terörist faaliyetlerin engellenmesi amacıyla harcandığını, yaklaşık 300 milyar dolar tutarındaki harcamaya rağmen terörün bitirilemediği gibi, terörü besleyen kaynakların da kurutulamadığını dile getirdi. Terörün insanımızın canını yakmaya ve ekonomik açıdan gelişmemize engel olmaya devam ettiğini vurgulayan Gündoğdu, “Bu istenmeyen durumun ortadan kaldırılması ve ülkemizin terör belasından kurtulması; kararlılığımızdan taviz vermeden terörle mücadele yöntemini günün şartlarına uygun olarak yenilemekten ve terör örgütünün elindeki sosyo-ekonomik propaganda malzemelerini geçersiz kılmaktan geçiyor. Bunları sağlamak için ise, terörle mücadelede ana omurga görevini gören ve NATO’nun en büyük ikinci ordusu konumundaki silahlı kuvvetlerimizin mutlak surette profesyonel askerlik esasına dayalı, yerli savunma sanayi tarafından donatılan, bölge ve dünya ülkeleri için caydırıcılık unsuru olacak biçimde sadece niceliksel değil, niteliksel büyüklüğe sahip bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Bu çerçevede, bedelli askerlik uygulaması hayata geçirilmeli ve bu uygulamadan elde edilen gelirler silahlı kuvvetlerin profesyonel orduya dönüşümünde ve modernizasyonunda kullanılmadır. Bu noktada, terör sorununun ancak Çanakkale ruhunun yeniden inşasıyla çözümlenebileceğini de hatırlatmayı görev sayıyoruz” diye konuştu. 

 

Yeni Anayasa Yeni Anayasa Mahkemesi

Ekonomik kriz bütün dünyada temel gündem maddesi iken, Türkiye’nin, Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsüyle ilgili Anayasa değişikliğine ve parti kapatma davasına ilişkin karar ve gerekçeleriyle meşgul olduğunu anlatan Gündoğdu, “Anayasa Mahkemesi, başörtüsüyle ilgili kararının gerekçesinde, ‘yüksek öğretim kurumlarında başörtüsüne izin verilmesinin başörtüsünün bir baskı aracı haline dönüşmesine neden olacağı’ iddiasına yer vermekle, bu toplumun insani özelliklerinden ve insan haklarıyla ilgili beklentilerinden bihaber olduğunu ortaya koymuştur. Aslında, kararı ve gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi, toplumun insan hak ve özgürlükleriyle ilgili beklentileri üzerinde her daim kullanılmaya elverişli bir baskı aracı oluşturmuştur. Gerekçenin içerisinde yer verilen TBMM’nin bu nitelikte bir Anayasa değişikliği yapma yetkisinin olmadığı anlamındaki ifadeler dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi’nin bu tür bir baskı aracının oluşturmasını da sürpriz olarak görmüyoruz. Ancak, ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ anlayışını benimseyen bu toplumun, kendisi üzerinde baskı oluşturacak kararlara imza atan ve milli iradenin tecelli ettiği TBMM’yi yok sayma gücünü kendinde gören Anayasa Mahkemesi yapısından kurtulması gerekmektedir. Bunun için başvurulması gereken en kısa ve mantıklı yol; Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş, yetki, görevleri ve üye yapısı da dahil olmak üzere bu toplumun demokratikleşme, özgürleşme ve sivilleşme beklentilerini karşılayacak sivil demokrasi ruhuyla şekillenmiş bir Anayasa’nın daha fazla ertelenmeden yürürlüğe konulmasıdır” sözleriyle yeni bir anayasanın hazırlanması yönündeki taleplerini yineledi.

 

AİHM Bizi Teyit Etti

Gündoğdu, konuşmasının sonunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kamu görevlileri sendikalarının toplu sözleşme hakkıyla ilgili kararına dikkat çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Memur-Sen olarak, kurulduğumuz tarihten bu yana kamu görevlileri sendikalarının grev ve toplu sözleşme hakkına doğal olarak sahip olduklarını ifade ettik. Evrensel hukuk metinlerinde ve uluslar arası sözleşmelerde var olan bu hakların başta Anayasa olmak üzere iç hukuk metinlerinde kayıt altına alınmasının bu hakları iç dinamiklerle sağlamak gibi moral değer açısından önemli olduğu inancıyla bu mücadeleyi siyasi irade nezdinde de sürdürdük.  Sonucunda bu yılki toplu görüşme süreci sırasında Sayın Başbakan’dan Anayasa’nın 53 ve 54. maddelerinde ve 4688 Sayılı Kanun’da gerekli değişiklikler yapılarak kamu görevlileri sendikalarının grev ve toplu sözleşme hakkına sahip kılınacakları sözünü almıştık. Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin mezkur kararını, toplu sözleşme ve grev hakkıyla ilgili mücadelemizin ve bu mücadele sonucunda ulaştığımız sonucun doğruluğunu teyit etmesi yönüyle önemsiyoruz.”

Basın toplantısında Genel Mali Sekreterimiz Ahmet Özer, Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreterimiz Esat Tektaş ile Denizli Şube Başkanımız Ahmet Sert de hazır bulundu.

Eğitim Bir Sen Genel Merkezi



memurlar.biz

Yorum Yaz   
YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
ağrılı tarafından 2008-11-19 21:20:45 tarihinde yazılmış
sende konuş
ABD' i, IRAK ' IMF' yi konuşana kadar yapmış olduğunuz kadrolaşmayı konuş eğitim-öğretimi bitirdiniz sizde hiç ALLAH korkusu yok mu? utanın yalan konuşmayı....
YAZARLARIMIZ
GAZETE 1. SAYFALARI
PİYASALAR
» Dolar: 1.5253 | 1.5327 YTL
» Euro : 2.0927 | 2.0812 YTL

Kaynak: MERKEZ BANKASI
 ADnet Reklamlar˝ Siz de reklam verin    
ŞANS OYUNLARI

634. Hafta
10 | 30 | 34 | 35 | 39 | 44
3 OCAK 2009


394. Hafta
01 | 02 | 11 | 12 | 31 + 12
31 ARALıK 2008


63. Hafta
05 | 16 | 20 | 23 | 31 | 48
1 OCAK 20